Yazarın Önceki Yazıları

Hangi İsmet?

Sıra Geldi Mustafa Kemal'e

Devlet, Ebet-Müddet?

Atatürk Açılımı

  Bu Karı Size Kim Emanet Etti

Mukadderatımızın Kesişmeleri

AB’nin Taşlarla Dolu Çıkmaz Yolu

Nasıl Ve Ne Pahasına?

“Veni-Vidi-Vici”

Ergenekon Bahane!

Pandora'nın Kutusu

Bayrak

Türklüğe Sövmek Serbest

İhanet-Şahadet Ve Gaflet

Orhan Pamuk'u Suçluyorum

Genel Kurmay Başkanımız VE AB

"Masa Üstünden" Ve "konjonktürel" Atatürk

Babalar Ve Oğullar

 

Google
Del.icio.us
Yahoo

Digg

Facebook
StumbleUpon

Altemur KILIÇ

 

 

ZEYTİNDAĞI

 

 

Başbakan Erdoğan “açılmaya- açılımlara” doymadı…. “Mavi Marmara” olayı üzerene mi, yoksa bu bahaneyle mi İsrail’e vururken İslam Alemi’ne ve özellikle Arap Alemi’ne açılmak istiyor… Gazze’den dolayı “gaza” geldi ve o hızla  neler söylemiyor: “Kudüsle Ankara aynıdır” diye başladı,  “Türk kanı ile Arap Kanı aynıdır” demeye getirdi!  Erdoğan,  Mehmet Akif’in 1913’de yazdığı şiirden alıntılar yaptı: Türk Arapsız yaşayamaz; kim ki yaşar der, delidir / Arabın, Türk hem sağ gözüdür, hem sağ elidir” Bu şiir 1913’de yazılmış...; “sağ elimizin”  -Arapların  1914’den sonra Dünya savaşında, Lawrence’in İngiliz altınları için Mehmetçiklerimize neler yaptıkları mâlum! Herhalde İmam Hatip mezunu Erdoğan’ın da “mâlumu” olması gerekir!

Sayın Erdoğan “Arap kanı ile Türk kanı” aynıdır dese idi, zülfü yara dokunmazdım;  eşi Emine Hanım Arap Kökenli olduğu için oğulları Bilal’in, kızları Sümeye‘nin damarlarında kanlar karışmış olabilir… Asırlarca birlikte ―Araplara göre Türklerin tahakkümü altında― yaşadığımıza göre,  Türklerle Arapların “birliktelikleri” doğaldı… Acıdır söylemesi; Arabın biri bana, Türk kadınlarıyla neden  evlendiklerini,  küstah ve müstehzi bir edayla açıklamıştı!  Türklerin de, Arap hanımlarıyla evlenmelerinin nedeni ise, herhalde, başkadır!   

Popülist, eski deyimiyle “avamfirip” Başbakan, şimdi de , “Arabizm”, “Arap-firiplik” yapıyor ama dozunu kaçırıyor!

ARABIN İNTİKAMI 

Erdoğan’ın bu dozu kaçmış “açılım”ı bana eski İstanbul’da Şehzadebaşı’ndaki Direklerarası tiyatrolarında Kamil ve Manakyan tarafından  oynanan  “Arabın İntikamı” piyesini hatırlattı… Bu aslında Shakespeare’in  Otello’su idi.  “İntikamcı” Arap da zenci İyago!  Araplar, 600 yıl  Türk  egemenliği altında  yaşamış olmalarını unutamamışlar ve aşağılık kompleksinden kurtulamamışlardır!

ZEYTİNDAĞI ROMANI

 Falih Rıfkı Atay’ın meşhur “Zeytin Dağı” romanı hatırladım ve tekrar okudum… Birinci Dünya Savaşı esnasında Cemal Paşa’nın Kudüs yakınındaki   Zeytindağı’ndaki karargahında yedek subay olarak görev yapan Falih Rıfkı (Atay), İttihat ve Terakki’yi ve liderlerini anlatılıyor. Ama asıl Arapların ihanetinin canlı sahneleri var! Osmanlı İmparatorluğu’nda Araplara verilen  imtiyazlar, şeyhlerine verilen ödüller ve Arap ülkelerinin imar edilmesine karşılık Arapların İngiliz altınları karşılığı ihanetleri ve intikamları!

            Osmanlı, ümmetçilik fikriyle egemenliği altındaki ülkeleri müstemleke, halklarını köle saymamıştı. Kudüs, Şam, Filistin, Hicaz gibi yerler sadece Osmanlı  coğrafyasında büyüyebilmişti. Çünkü, bu kazanılan toprakların hiçbirinin kültürlerine, dillerine, ticaretlerine ve maddiyatlarına egemen olunamamıştı. Hatta Osmanlı, Arapları Türkleştireceğine oradaki Türkler Araplaşmıştı.

Falih Rıfkı’nın sözleriyle,  “Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık.”

Falih Rıfkı devam eder: “Buna rağmen Osmanlı’nın güçsüz duruma düşmesini fırsat bilip hemen İngilizlerle, Fransızlarla anlaşmışlar ve Osmanlı’ yı arkadan vurmuşlardır. Osmanlı’ya karşı görünüşte bağımlı olan Araplar her zaman kendi halifeliklerini istiyordu. Müslüman Araplar arasında Arap Halifeliği hükümeti peşinde olanlar vardı ve 1. Dünya Savaşı çıktığında bu düşüncelerini gerçekleştirmek için ve İngilizlerin vereceklerini vaadettikleri imtiyazlardan dolayı Osmanlı’ya ihanet etmişlerdi…”

Cemal Paşa Arap ülkelerine yapılanlar için pişmandır ve Falih Rıfkı onun şu sözlerini nakleder:  “Keşke vazifem buralarda olsaydı, keşke o altın sağanağı ve enerji fırtınası, bu durgun, boş ve terkedilmiş vatan parçası üstünden geçseydi. Anadolu hepimize hınç ve güvensizlikle bakıyordu. Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya şimdi kendimiz pişmanlığımızı getiriyoruz. Kumar oynadık ve kaybettik!”

Şimdi “kumarı” kim oynuyor!...

Herkese ―özellikle Erdoğan’a  ve takımına― bu Roman olmayan hakikat olan kitabı, eğer okumadılarsa muhakkak okumalarını tavsiye ederim. Belki “aynı kan”ın ne olduğunu anlarlar!

 

 

 

Müdafaa-i hukuk Vakfı dergisiyle ve Yeniden Müdafaa-i Hukuk derneği'yle

doğrudan veya  dolaylı hiçbir bağlantımız yoktur.

Taklitlerinden sakınınız!  

©  Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisi. Tüm hakları saklıdır.