Yazarın Önceki Yazıları

Ayıklamalar... Durulamalar...

Türkiye'nin Açılımı

Sosyal Demokrasi Ve CHP

CHP İçin Açılım Zamanı

Ulusalcı, Devrimci Yurtsever Bir Buluşma...

Gün Doğarken Geceden...

Atatürk’ün Bıraktığı Yerden

“Kürt Sorunu” mu Dediniz

  Gelin Birlikte Çözelim

Seçimleri Cumhuriyet  

  Yürüyüşleri  Kazandı

“Ilımlı İslam”mış

Yeniden Kurtuluşa Doğru

10.Yıl Marşımız

10 Kasımlar Hesap Verme Günleridir

Terör

Köprüden Önce Son Çıkış –

  Yerel Seçimlerde CHP’li

  Olmak

Yürüyüş Uzun Sürecek

Cumhuriyetin Akıl Çağı Yeniden

Çağdaş Bir Türkiye İçin Aklını Ve

   Bayrağını Yanında Tut

Bursa Nutku’ndayım

Kemalist Devrim Yeniden

Baykalisttan Genel Başkanıyla

  Konuştuk

 

Yetkin ARÖZ

 

 
 

SİVİL İKTİDARLARIN  SIKIYÖNETİMİ

 ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER

 

Hep böyle oluyor. Ekonomisi dışa bağımlı, toplumsal yapısı demokratik içerikten yoksun, kuşatılmışlık çemberini kıramamış Türkiye gibi ülkelerde demokrasi sözde olmaktan öteye geçemiyor. Onun  altyapısını oluşturacak ekonomik toplumsal dönüşümden, içselleşmiş bir  yaşama biçeminden uzak kalıyor. İnişli çıkışlı dalgalanmalar arasında bata çıka sürdürüyor kısırdöngüsünü. Askerin devreye girdiği dönemler, sivil iktidarların kendini tükettiği, yoksulluğun, iç ve dış sömürünün halkın tepkilerini öfkeye, giderek çatışmaya dönüştürdüğü, ipin iyice koptuğu gerilimli günlerde başlıyor. Çünkü gerilimli günler iktidarların varolan düzeni bile koruyamadığı, rejim sorunlarını gündeme soktuğu, çözümünü giderek faşizan yönetimlerde aradığı günler oluyor. Ülkeyi bu hale getiren sivil iktidarlar, sanki bu hale getiren onlar değilmişçesine bir kenara çekilmeye, fırtınayı kazasız belasız atlatmaya bakıyor. “Ak kaşık” olmaya hazırlanıyor. Köklü bir değişiklik yaşanmadan sular durulduğunda ise  iktidara yine onlar geliyor. Bu arada halkını sindirmenin, biraz daha susturmanın yasalarını düzenlemek de askerlerin üzerinde kalıyor. Daha sonraları kendi kötü yönetimlerinin sonucu çağrı çıkardıkları askerleri karşılarına almak, sözde halktan yana bir politika sergilemek geçerlik kazanıyor. Yeniden kısırdöngülere ve asker çağırmalara değin çok “demokratik” bir biçimde yönetiyorlar ülkelerini! Sorunun kökeninde aydınlanma, çağdaşlaşma sürecinin yarım bıraktırılması, akılcı düşünce ve yaşam biçimlerinden uzakta oluşumuz yatıyor.

Geçmiş dönemlerin sivil iktidarları var olan düzenin ve cumhuriyet felsefesinin temel ilkelerine doğrudan dokunmadan, onu kendi amaçları doğrultusunda kullanarak yürütürlerdi bu çarkları. AKP iktidarı, bu kez koşullarını oluşturmuş olmalı ki uygulamanın dışına çıktı. Var olan  düzene ve cumhuriyetin temel felsefesine karşı geçmişten devraldıkları İslam ağırlıklı bir “ılımlı İslam” cumhuriyetini yapılandırmaya yöneldi. İşbirliği içindeki emperyalist ülkelerle örtüşerek cumhuriyet güçlerine savaş açtı. Devşirme sahte aydın takımlarını yanlarına alarak mehter yürüyüşlerini sürdürüyor şimdi. En  büyük engel olarak gördüğü ulusalcıları ve TSK’yi sinsilik dolanmalarına üstünden atarak açıktan saldırıyor. En uygun zamanın şimdi olduğu algılaması içindeler.  Dincilik ve etnik ayrılıkçılığın doğasında var, bir duvara toslamadan duramaz hiçbir zaman! O günlere koşuyor! Duvara toslamanın bu kez  seçmenin sandığa atacağı oyda gerçekleşeceğini gösteriyor. Adına ister demokratik uyanış ister başkaldırı değin halktan alacak boyunun ölçüsünü. O zaman görecek yetim hakkını!

Bütün ülke kaynaklarını yağmalatmış, ekonomisini batağa saplamış, ülkenin varlıklarını “özelleştirme” çılgınlığı içinde “babalar gibi satmış”, yandaşlarına peşkeş çekmiş, pay almayı hiç kaçırmamış bu çürümüş düzen çöktü. Yayılmacı ülkelerin dümen suyunda her isteneni yerine getirme kapıkulluğu, sahteciliği iyice açığa çıktı, artık demokrasi kılıfına girmiyor. Bu kez halk görüyor olup biteni…

AKP bu kara düzeni sürdürmek, halkının tepkisini en aza indirebilmek için bu kez ters bir yola sapıyor. Amaçları için tehlikeli gördükleri TSK’yi de içine çeken bir sivil sıkıyönetim kuruyor. Uygulamasını başlattığı bu  sivil sıkıyönetimlerin adı Özel Yetkili Mahkemeler oluyor. Cumhuriyetçi, ulusalcı, devrimci asker-sivil kökenli aydınları gözaltına alıyor. Aydınlanma devrimine bağlı, halkını uyandırma, demokratik tepkilerini her türlü zorluğa karşın sürdürme sorumluluğunu duyan düşün insanlarını, yazarları, yöneticileri,  sivil toplum kuruluşlarının ileri gelenlerini içeri atıyor. Hukuk dışına düşen bir hukuksuzlukla içerde tutuyor. Demokrat Parti iktidarındaki “tahkikat komisyonu”nun  günümüze dönük bir türünü oluşturuyor. Eğer güçleri yeterse genel seçimlere kadar kendilerini güvence altına alacak, belki de seçimleri  rafa kaldıracak yasaları çıkarmaya, anayasayı değiştirmeye kalkışacak!.

Herkesin bildiği bir gerçek, çözüm değil bunların hiçbiri. Bütün  bunlar patlamalı bir sürecin ayak sesleri. Düzeni yerle bir edecek, ülkeyi yeniden karanlık gidişlere itecek, başımıza yeni işler açacak olayların habercisi. Hiç kuşku yok ki bizi parçalamaya çalışan emperyalist odakların işine yarayacak. Ne yazık ki AKP iktidarı bu gerçeği görecek halde değil... Emperyalizmin odağı olan ülkelerin işbirliğinde gericiliğin odağı olmuş iktidar yazgı birliği yaparak kendi sonunu hazırlıyor…

  Aklın gereği geçmişten ders alarak bu çemberin dışına çıkmayı bilmek, Türkiye’nin önünü açacak  genel seçimleri bir an önce yapmaktır. Ayak diremelerin yanlışını görmektir. Dahası, 1980’nin  demir ökçesi Seçim ve Siyasi Partiler Yasasını öncelikle değiştirmektir. Seçim barajını düşürmek, partilerin işleyişini demokratikleştirmektir. Demokrasiyi yere göğe sığdıramayan partiler bu konuda çok sessizdir, kış uykusundadır. Bu bozuk düzenin devam etmesini hem gözden uzak tutmak hem de çok demokrat olmayı ve onu savunmayı sürdürmek istemektedir.

Peki, bu durumda asıl büyük sorumluluk kime düşüyor? Yurttaşa, seçmene,  yani bize düşüyor. Değiştirme ve dönüştürme tepkilerini örgütleme, toplumsal baskı gücünü oluşturma, seçimlere yansıtma demokratlığımızı daha ne zaman göstereceğiz?  Oyumuzun gücünü doğru kullanmayı daha ne zaman öğreneceğiz… Yoksa biz, birilerinin gelip bu işi bizim yerimize düzeltmesini mi bekleyeceğiz?

Bu bir karabasan olur…

 

Google
Del.icio.us
Yahoo

Digg

Facebook
StumbleUpon

Müdafaa-i hukuk Vakfı dergisiyle ve Yeniden Müdafaa-i Hukuk derneği'yle

doğrudan veya  dolaylı hiçbir bağlantımız yoktur.

Taklitlerinden sakınınız!  

©  Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisi. Tüm hakları saklıdır.