Google
Del.icio.us
Yahoo

Digg

Facebook
StumbleUpon

Altemur KILIÇ

Yazarın Önceki Yazıları

Atatürk Açılımı

  Bu Karı Size Kim Emanet Etti

Mukadderatımızın Kesişmeleri

AB’nin Taşlarla Dolu Çıkmaz Yolu

Nasıl Ve Ne Pahasına?

“Veni-Vidi-Vici”

Ergenekon Bahane!

Pandora'nın Kutusu

Bayrak

Türklüğe Sövmek Serbest

İhanet-Şahadet Ve Gaflet

Orhan Pamuk'u Suçluyorum

Genel Kurmay Başkanımız VE AB

"Masa Üstünden" Ve "konjonktürel" Atatürk

Babalar Ve Oğullar

DEVLET, EBET–MÜDDET?

 

 

Milli geleneklerimizde, Bilge Kagan’dan beri, Selçuklu’da ve Osmanlı’da, sonra da Cumhuriyet’te, “Devlet ana‐devlet baba” diye bildiğimiz, saygı duyduğumuz “Devlet”, “merkezi devlet”, “üniter milli devlet”, saldırı ve kuşatma altında. Gündüz Aktan RADİKAL’de, “Devlet Biterken” başlıklı yazılarında özetle şöyle diyor: Devletin, devlet kavramının geçmişte ve hala suiistimal edildiği muhakkak. Bağnaz bürokratların “mevzuat müsait değil” anlayışıyla, sırlarını “Devlet”e dayayarak, ilerlemeye engel olabildikleri, “hikmeti devlet” ve “devlet sırrı” kavramlarına sığındıkları, eski alışkanlıklarla Devleti çoban halkı da “sürü” saydıkları da doğrudur.

“Bizde bazı aydınlar da devletin yıkılmasına katkı yapıyor. Bunların çoğu eski solcular. İçlerinde önemli bir bölüm, 1970’lerde silahlı devrimle düzeni değiştirmeyi savundu. Komünizm çöktükten sonra post modern radikal demokrasiyi liberallik adına savunmaya başladılar. Oysa eski kariyerlerinde insan hak ve özgürlüklerini kapitalist sistemin üstyapısı diye küçümserlerdi….. Oysa bu aydınlar, şimdi devlet kavramına karşılar. Devleti halka nötr bir tavırla hizmet verecek hale getirecek reformlarla ilgilenmiyorlar. Dertleri kültürel farklılıklar ve yerinden yönetim yaklaşımlarıyla devleti marjinalize etmek. Makul bir ulusalcılığa dahi karşılar. Orta sol partilerin ulusalcı olamayacağı gerekçesiyle CHP ve DSP’yi eleştiriyorlar….Şimdi bu aydın guruba sağdan gelen ve Cumhuriyet’in temel ilkesi olan laikliği aşındırmaya çalışan bazı ‘muhafazakâr’ aydınlar eklendi. Bunlar da Cumhuriyet devrimlerini Jakoben diye tanımlayıp, çağdaşlık adına Cumhuriyet karşıtı bir siyasi liberalleşmeyi savunuyor ve bürokrasinin laiklik karşıtı kadroların eline geçmesine çalışıyorlar…. Komünist ideoloji çökünce bizdeki romantikler kolayca post modern olu­verdi. Oysa II. Dünya Savaşı’na girmeyen Türkiye’de, Nazi türü totaliter milliyetçilik ve Holokost faciası olmadığına göre, bunlara tepki bir akım için neden de yoktu. Buna rağmen bizim romantikler devrimle düzeni değiştirme yerine, post-modern bir ‘de­construction’ ile, devleti yıkmaya yöneldiler…Bu iki ‘aydın’ gurup, isteklerini ahlakla sınırlandırmayan halk kesimleri ve kendilerini aşamayan muhteris siyasetçilerle birlikte, mahşerin dört atlısı misali, nihilist hedef­lerinin son aşamasına dört nala gidiyor.”

Aktan’a mektup yazan ve çok genç olduğu anlaşılan bir okuyucu, “esasen aciz içinde olan Türk devletini, liberalizm adına daha da törpülersek, ortaya birden ‘sağlam’ bir toplumun çıkacağı iddia edilemez” diyor!

Evrenselleşen iş ve ticaret ilişkilerinde devlet ve hükümet müdahalelerini asgariye indirilmesi, Globalizmin sonucu olarak, belki kaçınılamaz. Ne var ki, hiç sınır tanımayan “bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler” düzeninin de, tüketicilerin aleyhine bir cengele dönüşeceği de aşikar. Hiçbir devlet böylesine bir liberalizme müsaade edemez. Hem, bir taraftan devlet müdahalesine karşı çıkanlar, IMF vb. müdahalelerini nasıl hoş gö­rebiliyorlar?

 

YAN ÇABALAR

Şu sırada, yargıya gölge düşürmek ve Yargıtay Başkanı’na yargısız infaz çabalarının da, Devlete karşı komplonun bir parçası olduğu zehabını veriyor. Burada bir parantez açalım ve soralım: Acaba son zamanlarda genel olarak bürokraside, hatta yargıda, baz yanlış şeyler oluyorsa, bu, aslında, Devletin, devlet disiplinin ve devlet “korkusunun”, zayıflamasından, hatta güçlü “Devletin” yerini başka güçlerle doldurmak teşebbüslerinden ileri gelmiyor mu?

Gerçekten de, bürokraside, ve yargıdaki bir dizi talihsiz olaydan destek ve gerekçe alan, kökten devlet düşmanı liberaller ve laik, merkezi devleti, amaçlarına engel gören şeriat heveslileri, “devleti bitirmek” için bal­talarını bilemekteler… Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen Kamu Yönetimi Tasarısı, AKP iktidarınım ısrarıyla kanunlaşırsa, bildiğimiz ve saydığımız ve “ebet müddet” olmasına inandığımız “Devletin” tabutuna çiviler çakacak. CUMHURİYET’te İlhan Selçuk bunun güncel boyutunu işaret ediyor; Kamu Yönetimi Kanunu ile Merkezi Devleti ortadan kaldırmak ve yerine önce Federal Devleti, özerk bölgeleri koymak tehdidi var. Böylelikle, DEVLET, bildiğimiz anlamında, zaten kendiliğinden yok olacak ve yerini ne alacak?

 

YANLIŞLAR

Devletin, devlet kavramının geçmişte ve hala suiistimal edildiği mu­hakkak. Bağnaz bürokratların “mevzuat müsait değil” anlayışıyla, sırlarını “Devlet”e dayayarak, ilerlemeye engel olabildikleri, “hikmeti devlet” ve “devlet sırrı” kavramlarına sığındıkları, eski alışkanlıklarla Devleti çoban halkı da “sürü” saydıkları da doğrudur.

Fakat bütün bunlara karşın, Türk halkının “devlet” konusunda, korkudan öte, her şeyi devletten beklemekten öte, geleneksel bir saygı duyduğu daha köklü ve doğrudur. Babam bana nadir tokatlarından birini, üzerinde “TC Devleti” yazan bir kurşun kalemi, filigranında aynı ibare bulunan kağıdı, okula götürdüğüm için ve “TC “ rumuzunu burnuma sokarak atmıştı.

 

DEVLET

“Devlet” liberallere göre bir öcüdür, AB ve Globalleşme sürecinde bir öcüdür. Ne var ki, anlamadıkları bir şey de, bu kavramın ve gerçeğin model olarak aldıkları Avrupa ve Amerika’da “hukuk ve kanun” diye korunmakta olduğudur. Türk geleneklerinde Devlet, “ebet müddet” diye daima çok önemli olmuş ve olmasaydı ne olacağı da “Devlet başa kuzgun leşe” deyişiyle ifade edilmiştir. Çünkü devletin yerine konulmak istenen ya anarşidir ya da sorma geç “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” düzenidir.

Eğer Devlet ve kavramı suiistimal ediliyorsa, buna karşı yapılacak şey devleti yıkmak bitirmek değil, bürokrasiyi ve bürokratları ıslah etmektir. Yolsuzlukları, gene DEVLET gücüyle önlemektir. Çıbanları tedavi etmek için vücudu öldürmek gerekmez.

 

ÜNİTER DEVLET-DÜNYA DEVLETİ

İkinci Cumhuriyetçi Mehmet Altan da milli, üniter devleti sorgularken, “üniter devlet burada üniter halk nerede diye?” soruyor. Onun gibiler bu ülkenin ve milletin bölünmez birliğine, saatli bombalar koyarken, bu soruyu sorması abes…

Bir dünya devleti hayali öteden beri liberallerin ve safdillerin hep gerçeklerle çatışan hayalidir. Tevfık Fikret “vatanım ruy-i zemin, milletim nev’i beşer” derken bu hayali kuruyordu. Ama maalesef insanların tabiatları değişmedikçe “dünya devleti” bir hayal olarak kalmaya mahkum. Eğer, Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu Dünya Devletinin prototipi ise, içindeki rekabetler ve büyük devletlerin vetoları yüzünden başarısız olduğunu şimdiden söyleyebiliriz. Hem, aslında, “milli devletleri” ortadan kaldırmaya çalışırken, BM, AB , IMF vb. kendi bürokrasileriyle birer “Devlet” değil midirler? Mesela BM, AB bürokrasilerinin, kağıt ,belge ve retorik üretmekte, ulusal bürokrasilerden daha beter olduğunu, bir zamanlar BM sekreteryasında, yani bürokrasisinde çalışmış bir kişi olarak, söyleyebilirim.

Türkiye’de DEVLET “bitirilirse” yerine ne konacak? Üniter, milli Devlet biterse, Türk milleti de biter…Devlet olmayınca, kuzgunlar leşe üşüşürler.

 

 

Müdafaa-i hukuk Vakfı dergisiyle ve Yeniden Müdafaa-i Hukuk derneği'yle

doğrudan veya  dolaylı hiçbir bağlantımız yoktur.

Taklitlerinden sakınınız!  

©  Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisi. Tüm hakları saklıdır.